about us

Merhaba ben Mehmet Emin,

13 Mayıs 2000 tarihinde İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldim. Ailemin belirttiğine göre henüz 4-5 yaşlarında iken, babamın şirket dökümanlarının yer aldığı Excel dosyalarına ilgi duymamla, aslında mesleğimin bu olacağının sinyallerini vermiştim. 7-8 yaşlarında bilgisayar kasasının içerisinde bulunan parçaların (Anakart, ram, işlemci vs.) birlikte bir düzen içerisinde çalışması bir hayli dikkatimi çekmişti. 10 yaşındayken klavyede on parmak yazmayı kavradım. Bilgisayara olan ilgim her geçen gün değil de, her geçen saniye artıyor gibiydi. Benim mesleğimin bilgisayar olması gerektiğini ve bu meslek dalında kariyer yapmak istediğimi tam anlamıyla karar vermiştim aslında. Buraya kadar hızlı bir geçiş yapmış oldum. Aslında her şey şimdi başlıyor…

10-11 yaşlarımda kendi çapımda bir şeyler yapmaya gayret göstermeye başlamıştım. Birçok kaynak yardımı ile kendimi sosyal medya kullanımı konusunda geliştirdim ve bazı grafik tasarım uygulamaları ile hayal gücümün sınırsızlığına dayanarak ortaya bir şeyler çıkartmaya özen gösterdim.


Henüz 11 yaşında Facebook'da fotoğrafçılık üzerine hizmet veren bir firmanın bana şans tanımasıyla Sosyal Medya Yönetim ve gönderi tasarımı işlemlerini yapmaya başladım. Aslında sadece bir işten ibaret olmadığını, böylelikle kariyerime zemin hazırlamış olacağımın farkındaydım. Sonuçta yapacağım en ufak işlem, benim için altın değerinde referans olacaktı. Bir web sitesinin, binlerce kilometrede ki sunucularda barınması ve bu sunuculara bağlanarak web sayfalarını görüntüleyebildiğim için bir hayli ilgi duymuştum. Web sitesi oluşturmayı kafama takmış, hemen kollarımı sıvayarak bu konuda da bilgi sahibi olmak için çalışmalara başlamıştım. Derslerim ne çok iyiydi, ne de çok kötüydü orta düzeyde gidip geliyordu (Matematik her zaman 1'di tabi...). Bilgisayar üzerine bir kariyer planladığımdan dolayı Lise öğrenimimi de bilgisayar/bilişim sektörüne hizmet etmesi gerekiyordu. Bilgisayar ile o kadar fazla zaman geçiriyordum ki ailem artık daha fazla zaman geçirmemi istemiyordu. İlk zamanlarda bilgisayar kullanımı evde yasaklanmıştı. Fakat uzun süren ikna sürecinden sonra hafta sonu günde sadece 1 saat müsade ediliyordu. Bu alınan kararda ailemi asla suçlamıyorum. Sonuçta hiçbir ebeveyn evladının bilgisayarın getirdiği olumsuzluklarıyla karşı karşıya kalmasını istemez. 7. Sınıfın sonlarına doğru kardeşim dünyaya geldi. Biliyorsunuz bebekler sürekli uyurlar. Kimi zaman uyumak nedir bilmezler ve avaz avaz ağlarlar. Benim kardeşim fazla ağlayan bir yapıya sahipti. Uykusundan uyandığı an onunla zaman geçirip, ilgilenmem gerektiğinden dolayı, bir saatlik süreme yeni başlasam bile uyandığı an bilgisayarın kapatılması gerektiğinden mi bahsedeyim, bir hevesle bir saat içerisinde bir şeyleri sıkıştırarak yapmaya çalışsam da erken kapanışından kaynaklı yapamayışımdan mı bahsedeyim… Benim bir şekilde bilgisayar başında bir kaç saat zaman geçirmem gerekiyordu. Bilgisayar’da zaman geçirmeme izin vermeyen ailem, daha çok arkadaşlarımla dışarıda sosyalleşmem gerektiğini, onlarla saklambaç gibi oyunları oynamam gerektiğini belirttikleri için ben de arkadaşlarımın evinde gereken çalışmaları yapabileceğimi düşündüm. Tabii ki kimse kimseyi kabul etmek zorunda değil, evleri her zaman müsait olmayabilir gibi durumları göz önünde bulundurarak anne ve babamdan “sokakta oynayacağım” sözüyle sokağa çıkıp, internet kafelerde çalışmalarıma devam ettim. Bir sene boyunca bu şekilde ilerlettim. Bu tabii ki yalan söylemek oluyordu. Hiçbir anne baba çocuğunu gönderdiği yerin aksine başka yerde olmasını istemez. Fakat içerisinde bulunduğum o durum ve kendime olan inancımdan dolayı böyle bir yola başvurmak zorunda kaldım.

14 yaşıma geldiğim zaman Pendik Türk Telekom Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (Bilişim Teknolojileri) bölümünü kazandım. Hiç unutmam 9. Sınıfta, kurduğum sistemden kazandığım bir miktar parayı sınıfta kutlardık. Şu an bu bölümü gülerek yazıyorum. Çünkü kazandığım ilk parayla yakın arkadaşlarıma kantinden ikramlarda bulunmuştum. Tek bir gelir kaynağımın olmasını istemiyordum. Memur hayatını yaşamak, yani tek bir yerden kazanç sağlamak istemiyordum. Bir havuz oluşturmak ve bu havuzu dolduran birden fazla musluğun olmasını istiyordum. Bu sebeple farklı sistemler geliştirmeyi ve keşfetmeye yöneldim. Aylar süren planlar ve düşüncelerimin sonrasında aklıma bir fikir gelmişti. Fakat öğrenci olduğumdan ve o zamanlar babamın maddi durumunun yetersizliğinden dolayı projeyi oluşturmaya ve piyasaya sürecek maddi güce sahip değildim. İlk önce bir şekilde para kazanmam gerekiyordu. Okuldan eve geldiğimde nasıl olsa sokağa çıkmama müsade ediyorlar diye, özellikle haftasonları İstanbul’da Pendik ve Kartal sahilde, trafik ışıklarında su satmaya başladım. Bir süre sonra ben yine su satarken arkadaşlarımın evimize gelip beni sokağa çağırmasıyla, annemin de haliyle beni arkadaşlarımla beraber bilmesiyle kaos ortamı oluşmuş oldu.. O günün akşamı Babam bana “Ben senden para kazanmanı istemiyorum. Ben senin sadece ders notlarının yüksek olmasını istiyorum.” demişti. Evet haklı, asla haksız bir yanı yok ama kişiliğimi ve azmimi durduramıyordum. Babamın bana kızması ve bilgisayarın 1 ay boyunca açılmayacağına kadar yasakları üst üstte almıştım. Farkında değiller ki içimde yanan hırs ateşini dindiremiyordum. Ailecek içerisinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıdan benim de yardımımla kurtulmayı amaçlıyordum. Babam da biliyordu artık bilgisayar evde kaldığı sürece bir şekilde açacağımı. O yüzden cezanın verdiği günün ertesi günü, bilgisayar kasamı çalıştığı yere götürmüştü. Her zamankinden daha hırslı bir şekilde düşünmeye başladım. Bir miktar parayı nasıl bulabilirim, projeyi nasıl gerçekleştirebilir diye… Madem öyle babamdan para istemeye karar verdim. Babamın benim bilgisayara olan ilgimi biliyor fakat internetten gelir sağladığımı ve sağlamak istediğimi bilmiyordu. 200 tl kadar bir paraya ihtiyacım vardı. 14-15 yaşıma kadar babamdan bırakın 200 TL’yi, zorunda olmadıkça bir simit parası istemeye çekinmiş biri olarak bir akşam babamın karşısına geçtim. Durumu anlattım ve kendisinden 200 TL istediğimi belirttim. Babam ise benim dolandırılacağımı ve başımızın belaya girebileceğini düşündüğü için tatlı dille reddetmiş oldu. Açıkcası pek de ısrar edemedim. Unutmamam lazımdı ki bizim maddi durumumuz pek yerinde değildi. Fikrimi icraate dökebilmek için önceliğim o parayı toplamaktı. Okuldaki bazı arkadaşlarımın performans ödevlerini yaparak ve zaman zaman etüte kalacağım bahanesiyle sahilde ve trafik ışıklarında su satarak yavaş yavaş yanlış hatırlamıyorsam 3 - 4 ayda ihtiyacım olan parayı topladım. Hemen gereken işlemleri gerçekleştirdim. İlk defa bu kadar büyük paralarla oynuyordum. 200TL benim için inanılmaz yüksek miktardı. 1 - 1.5 Hafta sonra yatırdığım parayı amorti ettim ve artık kazandığım kâr olarak dönüyordu. Risk etmemek açısından o yatırdığım 200 TL’yi bir kenarda sakladım. 500 TL kadar para kazandıktan sonra bu kazandığım parayı ailemle paylaştım. Hiç unutmam başta Babam olmak üzere, annem de şaşkın ifadeleriyle bana bakıyorlardı. Ben yine bir şekilde kendi çapımda kazanarak kişisel ihtiyaçlarımı karşıladım. Bu süre zarfı içerisinde günlük yevmiye olarak broşür dağıtımı, komi ve berberde çırak gibi alanlarda çalıştım. Hiçbir zaman çalıştığım işten utanmadım ve yadırgamadım. Ekmek parası olarak ve hayallerime açılan kapı olarak gördüm. Buradan tüm emekçi dostlarıma, abilerime, ablalarıma ve kardeşlerime saygılarımı sunuyorum. Lise son sınıfta zorlunlu staj eğitimi gerektiğinden dolayı İsfalt A.Ş'de bilgi işlem stajyeri olarak stajımı yaptım. Stajyer harçlığı olarak verilen 435 TL 25 kuruşu'da planlarımı hayata geçirirken harcayacağım için kuruş kuruş biriktirmeye çalışıyordum. Lise öğrenimimin sonuna geldiğim zaman, bilgisayar üzerine her türlü hizmet verebilecek işyeri açma belgemi aldım. Dört senelik lise macerasının içerisinde C++, HTML, Java, CSS gibi kod dillerini temel düzeyde öğrendim. Açıkcası C++, Java dilleri hariç; HTML, CSS gibi Web Yazılım dillerini daha önceden araştırdığım ve üzerinde çalışmalar yaptığım için bilgi sahibiydim. Gerek liseye geçmeden önce, gerek lise öğrenimim içerisinde freelance (uzaktan) olarak yaptığım küçük ve büyük çaplı işlerin kendime referans olarak göstermemin sonucunda profesyonel bir şekilde “Reklam Yönetimi” ve “Sosyal Medya Danışmanlığı ve Yönetimi” hizmetlerini vermeye başladım. İşimi hakkıyla ve titizlikle yaparak bir çok kurumsal firmayı benimle devamlı çalışmasını sağladım. Ciddi anlamda internet sektörü üzerinde durduğum iki sene boyunca elde ettiği gelirler ile kendime uzun süredir hayal ettiğim bilgisayarı alarak işlerimi büyütmeye karar verdim. Hayatım sadece yazılımdan ibaret değildi. Bu sebepten oyunlara da olan ilgimden dolayı bir yandan da Counter Strike: Global Offensive (CS:GO) video oyununda birçok profesyonel resmi müsabakada yer aldım. Yer aldığım resmi müsabakalar sonrası 1 kez 1. , 3 kez 3. Sıralarda tamamladım. Beni seven, ve daima "Yaparsın Mehmet!" diyen kişiler beni o kadar iyi destekliyorlardı ki utanmasam canlı yayında bir yandan turnuvada mücadele ederken bir yandan da göz yaşı dökecektim… Oynadığım oyunun bünyesinde bulundurduğu farklı bıçaklar vardı. Oyun içerisinde gerçek parayla satıldığından ve çoğu kişinin hayallerini süslediğinden bunları gerçek hayatta satmaya karar verdim. Hemen bir internet sitesi oluşturdum ve yurt dışından getirttiğim bıçakları internet üzerinden satıyordum. Satışlarım inanılmaz gidiyordu hatta işleri baya büyütmeyi düşündüm. Fakat yine güzel giden bir projenin ilerleyen zamanlarında bir mail aldım. Mail'de "Aşağıda kimlik bilgleri yazan Mehmet Emin Kaçar'ın internet üzerinden vergi kaçakçılığı yaptığı tespit edilmiştir. Hakkınızda suç duyurusu bulunmaktadır" tarzında bir mailden bahsediyorum. Vergi kaçakçılığı çok büyük bir suç. 18 yaşımda olmadığımdan dolayı şirket kurup şirketimin bünyesi altında satamıyordum. Bu sebepten dolayı bir mailden dolayı harika derecesinde giden projemin fişini çektim. Bunun bir şaka/dolandırıcı içerikli maili olduğunu öğrenene kadar ucuz yırttığımı düşünüyordum.

Counter Strike: Global Offensive oyununda elde ettiğim başarılar sayesinde kendime sponsor edinmiştim. Her şeyin yeni başladığını biliyordum. Okul okumasam bile oturduğum yerden Sosyal Medya Yönetimi ve Reklam Yönetimi gibi işlemleri yapabilir ve gelir elde edebilirdim. Fakat okulun, hayatım boyunca çok büyük bir yere sahip olacağını düşünerek hem okula gitmeyi, hem de bir yandan eve geldiğim zaman işlerimi yapmaya karar verdim. Bu konuda artık satış yapabileceğimi düşündüğüm için kendi reklamımı ve önceden çalıştığım firmaların referans olmasıyla birlikte düşüncemi piyasaya sürdüm. Başlangıçta her ne kadar beklediğim sonuçları alamasam da, sürekli olarak kendimi geliştirdiğim için zamanla bu konuda çok büyük bir yelpazede yer almaya başladım. Müşterilerim benimle iletişim kurmaya başlıyor ve sonrasında tasarımlarını yapıp teslim ediyordum. 18 Yaşıma girdiğim zaman “Neden bir şirketim şirketim olmasın ki?” sorularını kendime sormaya başlamıştım bile.

Üniversite sınavına girmiş ve kötü geçen birisi olarak ne yalan söyleyeyim sınava pek çalışmadım. Hatta neredeyse hiç çalışmadım. Yine de gidip konu anlatımı ve testlerden oluşan 12-13 tane kalın kalın kitap almıştım. Bir tek içinden paragraf sorularının bulunduğu kitabın 4-5 sayfasını çözüp üniversite sınavına girmiştim. Sonuçlar açıklanmış ve ben kazanamamıştım. Kazanamama sebebim tamamiyle benim yüzümdendi. 2018 puanlarına bakmam gerekirken nasıl becerdiysem 2016 puanlarına göre tercih yapmışım. Neyse ki ek tercih hakkımı kullanarak Süleyman Demirel Üniversitesi - Bilgisayar Bölümünü kazandım. Kazandığım okul Isparta’da bulunuyordu. Bir hevesle hazırlandım ve arkamda gözü yaşlı annemi bırakarak babamla beraber yola çıktık. Yurtta kalmak için başvuru yapmıştım ve ne zaman çıkacağı belli değildi. Ortada kalmamak için öğretmenevine yerleştim. Babam beni bıraktıktan sonra kendisi tekrardan İstanbul’a dönmek için hazırlanmıştı. İlk defa tek başıma kalacaktım. Ailemden bu yaşıma kadar hiç ayrı kalmamıştım. Ağlamak istiyordum ama babamın beni o şekilde görmesini istemiyordum. Babam gitmek için arabaya binmeden önce bana sarıldı ve o nun kalbi benim vücuduma, benim kalbim babamın vücuduna dokunurcasına hiç yaşamadığım kadar hızlı ve şiddetli çarpıyordu. Bu durum beni daha çok etkiledi ve babam arabaya bindiğinde bir süre arabayla hareket etmedi. Biraz dikkatli baktığımda babam kafasını direksiyona dayamış bir şekide gözyaşlarını döküyordu. Babamın benim gördüğünü bilmemesi için bir adım geri adım atıp görüş açısından çıktım. Görüş açısından çıkar çıkmaz olduğum yere oturup saatlerce ağladım. Bir şekilde okumam gerekiyordu. Sevmem gerekiyordu ve tabii ki alışmam gerekiyordu. Odama çıktım ve ardından televizyon ile odanın ışığını hiç kapatmadan uyuya kaldım. Amacım biraz da olsa evde sesin olması ve beni rahatlatması. İki gün sonra derslere başlamıştık. Öğretmen evi ile okulun arası yürüme mesafesi 45 dakika, taksi ile 6-7 dakika idi. Taksi öğrencilerden sabit ücret olarak 10 TL alıyordu. 10 TL 10 TL’dir diyerek gerekirse 45 dakika erken uyanır okuluma giderim düşüncesiyle hiç kullanmadım. Taa ki planlarımı değiştirinceye kadar. Okumaktan vazgeçtim. Gerçekten kazandığım halde okumaktan vazgeçip evime geri dönmek istedim. Aileme bu durumu anlattığım zaman o kadar kazandın, mezun olmadan dönme cevabı aldım. Fevriliğin verdiği psikoloji ile kafama takmıştım bir kere. Akrabalarım beni arıyor, okumam için gaz verip teselli ediyorlardı. Fakat hepsi nafile. Eve dönmek için rotamı oluşturmuş, planlarımı yapmıştım bile. Fakat bir şey eksik… Ben lise mezunu olarak mı kalacağım? Hayır. Hemen Anadolu Üniversitesi’nin kayıt tarihlerine baktım son bir gün kalmıştı. Hemen ertesi gün okula gidip kaydımı iptal ettirdim ve lise diplomamı aldım. Hiç bilmediğim yollardan geçip çeşitli aktarmalar yapıp Isparta Merkez’de bulunan Anadolu Üniversitesi bürosuna gidip kaydımı son saatlerde yaptırdım. Artık beni burada tutan bir şey kalmamıştı. Biletimi alıp İstanbul’a döndüm. Tamam üniversite eğitimi için kayıt yaptırdım ama her şey bu kadar mı? Tabii ki hayır. Yazımın içerisinde her zaman A-B-C Planlarımın olduğunu belirtmiştim. Hemen bir iş bulup çalışmam gerekiyordu. İstanbula döndüğüm günün sabahında hemen iş arayışına çıktım. Okulumu ve işlerimi aynı anda idare etmek istediğim için Anadolu Üniversitesi - Web Tasarım ve Kodlama üzerine öğrenim görüyorken, hayallerimi gerçekleştirmek adına Trendyol / MNG Kargo - Müşteri Hizmetleri Sorumlusu olarak işe başladım. Bu vesileyle bir değil, birden fazla işle uğraşıp ayaklarımın üstünde dimdik duracağımı kim bilebilirdi?

Az önce belirttiğim gibi her zaman her şey planladığımız gibi gitmeyebiliyor. Bunu tam anlamıyla yaşadığım bir olayı daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazımın en başında bir havuzun olduğunu ve bu havuzu dolduran birden fazla çeşmenin o havuzu doldurduğunu düşünerek birden fazla gelirimin olmasını istediğimi belirtmiştim. Buna istinaden bir yandan Trendyol'da çalışırken, bir yandan da yurtdışından çeşitli eşyalar alıp ülkemizde satıyordum. Siparişleri kapıda ödeme yöntemiyle göndermek için şirket sahibi olmanız gerekiyor. Şirketim olmadığından dolayı kapıda ödeme ile siparişleri gönderemiyordum. Bazı müşteriler haklı olarak kapıda ödeme ile kargo gönderemiyorsan “evime kadar getirirsen alırım” gibi olağan dışı istekleri bulunmasına rağmen isteklerini gerçekleştirip yurtdışından tedarik ettiğim ürünleri onlara teslim ediyor, paramı kazanıyordum. İstanbul Pendik’ten Avcılara, Arnavutköy’e, İstanbul dışı Kocaeli, Çayırova gibi yerlere teslimatları gerçekleştiriyordum. Yollarda heba olduğum anları hiç unutmam. Hiçbir müşterinin isteğini geri çeviremezdim. Çünkü hayallerimi gerçekleştirebilmem için hem bu olgunluğu kazanmam lazımdı hem de bir miktar paraya ihtiyacım vardı. Birden bire yurtdışından tedarik ettiğim ürünler bana ulaşmamaya başladı. Siparişleri teslim edemiyordum. Haliyle bu durum beni zarara uğratıyordu. Durumu yakından takip ettiğimde ürünlerimin gümrük müdürlüğünde tutulduğuna dair evime bir mektup geldi. Hemen ertesi gün gittiğimde bir çuval ürünümü ellerinde tuttuklarını ve bunların bana teslim edebilmeleri için şirket kurmamın gerektiğini belirttiler. Planlamalarıma göre şirket kurmak şu an yapacağım bir şey değildi. Madem öyle bazı şeyleri öne almaya karar verdim ve bir muhasebeci ile anlaşıp şirketimi kurdum. Şirket kurarken faaliyet alanlarınızı belirtmek zorundasınız. İthalat - İhracat ve yazılım olarak iki farklı kategoride hizmet vereceğimi beyan ettim. İyi hoş istenilen her şeyi yaptım ve tekrardan gümrük işlem merkezine gittiğimde “Biz sana şirket kur demedik, gümrük müşaviri ile anlaş, cezayı öde” gibi saçma saçma konuşup inanılmaz derecede canım sıktılar. Gözümün önünde bir koca çuval ürünümü ki gerektiğinde sahilde su satarak, gerektiğinde avcılara kadar müşterimin evine gidip teslim ettikten sonra elde ettiğim gelirlerle sermaye oluşturup aldığım ürünlerimin paketlerini neşter ile içeriğini kontrol etmek bahanesiyle yırtıp attılar ve binlerce liram bu şekilde helak olmuş oldu. Bulunduğum yerden çıkar çıkmaz biraz uzaklaştıktan sonra bir ağacın dibinde ağlayarak düşünmeye başladım. Devam mı, tamam mı düşüncesi değil şimdi planımın ne olacağı? Şimdi bazı kişiler haklı olarak vergini vermeden işlem yapmışsın, haklı olarak cezanı ödeyeceksin gibi şeyler söyleyebilir. Ben ceza ödememekte değilim. Ben vergimi hakkıyla verip bu işi büyütmek için şirketimi kurmak istemişken bana şirketi boşuna açtırıp biz sana öyle bir şey demedik lafları kullanmaları beni gerçekten çok sinirlendirdi ve derinden sarsmıştı. Şirketi kurarken faaliyet alanımı ithalat ve ihracatın yanında bir de yazılım olarak belirtmiştim. Tam olarak bu sebepten dolayı belirtmiştim aslında. Şirket bünyesinde hiçbir işlem yapmasanız bile devlete çeşitli vergiler ödemek zorunda oluyorsunuz. Bir de muhasebeciye her ay verilen ücretten bahsetmiyorum bile. Maddi anlamda daha zor zamanların beklediğini farkındaydım ve hemen ilk işim yazılım üzerine işler yapabileceğim şirket web sitesini açmaktı. Web sitemi kısa sürede açıp birçok reklam vererek müşterilere ulaşmayı hedefledim fakat pek istediğim gibi olmadı. Gittikçe batıyordum borç almak, kredi çekmek gibi şeyler yapmak istemiyordum. İşlerimi yaptığım bilgisayarımı satmak zorunda kalmıştım. Aileme bu durumu “Artık bilgisayar kullanmayacağım “bahanesiyle geçiştirmek istedim. İnanılmaz kötü zamanlar geçiriyordum El konulan binlerce liralık ürünlerim, boşuna açılmış bir şirket ve boş yere verilen vergiler, yapılan reklam harcamaları beni derinden yaraladı. Bilgisayarımı sattıktan bir süre sonra yaptığım reklamlardan dönüşler oldu fakat bir şey eksik? Bilgisayarımı sattığım için siparişleri yapabileceğim bir bilgisayarım yoktu. Tekradan başa sarmak zorunda kalmıştım. Akşam saatlerinde internet kafelerde sürünerek siparişleri tamamlamaya çalıştım. Kendi bilgisayarımda 2-3 saatte yapabileceğim işlemi internet kafedeki bilgisayarın kötülüğünden kaynaklı 4-5 saatte tamamlayamıyordum. (Bu arada yurtdışından aldığım eşyalar yandı belirtmiş olayım :)) ). Olayın bir de iyi tarafından bakmak lazım 18 yaşında şirket sahibi olmuştum.. Bu yaşanılan gelişmeleri tabiiki ben dışında kimse bilmiyordu. Herkes hayatımın dört dörtlük olduğunu, cebimde paramın bol, kartlarımın limitlerinin olduğunu düşünüyordu. Halbuki bilmiyorlardı ki bir yerden bir yere gitmek için yol parasını zor denkleştiriyor, kredi kartı çıkartamıyordum bile. Kimseye bir zararım yok iken hatta kazanırken kazandırmayı hedefleyen bir insan olarak herkesin hayatına olumlu izler bırakmayı amaçlamışımdır. Fakat bazı insanlar buna engel olabilecek çok şey yaptı, başardılar da. Şirketimi daha reklamını yapmadan orada burada asılsız bir şekilde “Dolandırıcı, hizmeti berbat vb.” Yorumlarda bulunup beni ciddi anlamda zedelediler. Zaten zor zamanlardan geçiyordum bir de bu durumlar sonrasında iyice dibe batmıştım desem yalan olmaz. Ama bunların hepsi bana güç veriyor, adımlarımı daha kararlı atmama sebep oluyordu.

Sürekli olarak bir şeyler üretmek, bir şeylerle uğraşmak, insan hayatına olumlu etkiler bırakmak gibi bir takıntım bulunmakta. Hatta elimden gelse uyumaya zaman ayırmaktansa, bir şeyler keşfetmeyi, öğrenmeyi ve ortaya çıkartmak istiyorum. 18. Yaşımın sonlarına doğru Bir gün babam ile birlikte şehirlerarası yolculuk sırasında bir fikir ortaya çıkarttık. Düşündüğümüz fikir yeryüzünde eşi benzeri bulunmayan, başarırsa tek sahibinin Mehmet ve Babası’nın olacağı bir proje… Fikrimizi taslak olarak yazıp çizdiğimiz zaman AR-GE (Araştırma ve Geliştirme) çalışmalarına başladık. 3 farklı yarışmaya başvurdum. Kendime ve projeme gerçekten çok güveniyordum. Başvurduğum yarışmalardan ilk dönüşü yapan Başakşehir Belediyesi idi. Ön eleme, Çeyrek final, yarı final derken finale kalıp ödüllendirilmiştim. Ödülümü alıp evime dönerken telefonum çaldı. Açtığım zaman Yıldız Teknik Üniversitesi’nden aradıklarını, projemi yarışmaya dahil etmek için can attıklarını dile getirdiler. Yarışmaya iki hafta kadar kısa bir süre vardı. Bir de üniversite finallerim… Finallerim ve yarışmanın üst üstte gelmesi ayrıyeten sabah 08:00, akşam 17:00 çalıştığım işim.. Çok ama çok yorucu bir temponun içine gireceğimi biliyor, o na göre hazırlıklarımı yapıyordum. Yarışmanın eğitimine ve final mücadelesine katılım sağlayabilmek için işyerinden izin almam gerekiyordu. Fakat 3-4 gün izin veremeyeceklerini düşünerek hastaneye gidip hasta rolü yaparak 3 günlük rapor aldım. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin yarışmasının Finalinde mücadele etmek için üç gün boyunca 05:30 da yola çıkarak Davutpaşa kampüsüne gittim. 3 gün süren eğitim sonrasında artık final mücadelesi yaşamaya hazırdım. Final zamanı bana ayrılan zamanda kürsüye çıkıp yüzlerce kişi karşısında sunumumu yaptım. Bir saat sonra sonuçları açıklamak için toplanıldığı zaman “Mehmet Emin Kaçar 1. Olmuştur!” Vurgusu ile kürsüye çıkıp tebrikleri kabul ettim. Böylelikle bu zamana kadar ne karar almış olursam olayım her zaman kendimin arkasında oldum. Başarılarımın arasına bir yenisini daha eklemiş oldum. Bunun gibi birçok farklı yarışmaya daha katılıp ödüller kazanmıştım bile. Projemi üretmek için bir fabrika ve bir kimyager ile anlaştım. Her şey harika gidiyordu. Azerbaycan’a ve Lübnan’a numune göndermiştim. Geri dönüşler harika, çok beğeniliyordu. İstanbul’da Kartal E5 ve Polenezköy’de uygulamlar yaptık. Ürünümü dünya çapında satmak için TSE (türk standartları Enstitüsü) belgesini almam gerekiyordu. Başvuruları yaptım. Fakat bazı sorunlar ortaya çıkmaya başladı. İsmini vermek istemediğim diplomatlar tarafından “Projeni bizim ismimiz üzerinden satacaksın. Aksi taktirde satış yaptırmayız” gibi tehditler aldım. Tek bir ALLAH’ın kulundan korkum yoktur benim. Kula asla minnet eylemem. Madem öyle size bu primi yaptırmayacağım diyip projeyi askıya aldım. Bir de bunun üstüne ortağımın yeterince çaba göstermemesinden dolayı yollarımı ayırmak zorunda kaldım. Yine başladığım noktaya geri dönmüştüm. Fikrimi çalmak isteyenlere izin vermediğim gibi ben de bir dünya markası olmak üzereyken zorla frene basmak zorunda kalmıştım.

Şimdi ise Trendyol’dan ayrıldım ve bir şirketin E-Ticaret proje yöneticiliği pozisyonda görev alıyorum. Stratejilerim doğrultusunda çeşitli firmalardan hisse senedi yatırımlarımla kripto para borsası üzerinde de aktif rol oynamaktayım. Benim durmak bilmeyen çabam devam edecek. Öldü, artık yapamaz, gücü kalmadı dediğiniz Mehmet Emin’in her zaman 2. 3. Hatta 4. Planının olacağını hiçbir zaman unutmayın. Fırtına öncesi sessizliğime bürünmüş, içten içe projelerini üreten ve kendini her geçen gün değil, her geçen saniye geliştiren Mehmet Emin’i göreceksiniz. Ama önümde son bir engel kaldı… Onu da sosyal medya hesaplarımda yakında açıklarım.

- 05.05.2021 Güncelleme: Askere gitmek için bir kaç ay önce başvuru yapmıştım. Sağlık testinden geçtim ve çok şükür askere elverişli olarak askere gidiyorum. Bugün açıklanan sonuçlara göre Amasya'da acemi birliğine gideceğim. Vatanıma hizmet etmenin en büyük örneğini burada gerçekleştireceğimden dolayı mutlu ve yaşayacağım onca şeyden dolayı çok heyecanlıyım. Şimdiden işlerimi çok özledim. Bundan sonraki güncelleme askerden geldikten sonra olacak. Kendinize çok iyi bakın :)...

- 11.12.2021 Güncelleme: Tekrardan merhaba ben geldim :). Çok mutluyum çünkü vazifemi hakkıyla yerine getirdim. Acemi birliğini Amasya'da, usta birliğini ise Kıbrıs'ta tamamladım. İşlerimden çok ayrı kaldım. Şimdi o açığı kapatmak için daha sıkı çalışmamın vakti geldi. Askerde komutanımın izni ile iş başvurusu yaptım. Başvurumu itinayla inceleyip benimle iletişime geçen Avansas ile askerden döndüğüm gibi mülakatlara girdim. 4-5 farklı mülakatın sonucunda artık Avansas'da "Visual Merchandising Specialist" pozisyonunda görev alacağım. Ben askerdeyken beni arayıp soran, bir an bile eksikliğini hissettirmeyen değerli dostlarıma ve yakınlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız, hep var olun... Değerli vaktinizi ayırıp yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Beni destekleyen ve sürekli arayıp soran herkese çok teşekkür ederim İyi ki varsınız, hep var olun. Sevgilerimle…

Yalnız olmaktan korkma, plansız olmaktan kork!

Mehmet Emin Kaçar
Zaman Çizelgesi

Geçmişten Günümüze Kariyer Adımlarım

Tem 2017 - Eyl 2017 3 Ay

Mc Donald's

Mutfak Ekip Üyesi

Eyl 2017 - Haz 2018 10 Ay

İsfalt A.Ş

Bilgi İşlem - Stajyer

Kas 2018 - Eyl 20201 Yıl 11 Ay

MNG Kargo / Trendyol

Müşteri Hizmetleri Sorumlusu

Haz 2019 - Mar 202010 Ay

Efso Bilişim

Kurucu - Web Tasarım / Grafik Tasarım / Sosyal Medya Danışmanlığı

Eki 2020 - May 2021 8 Ay

İzeltaş A.Ş - Site Hırdavat

E-Commerce Project Manager

Ara 2021 - Devam Eden

Avansas A.Ş

Visual Merchandising Specialist